Kimlere GBT Yapılamaz?
Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Bir Umut Arayışı
Kayseri’nin soğuk akşamlarından birinde, günün bitmesine sadece birkaç saat kalmışken, kafenin köşe masasında oturuyordum. Sıcak bir kahve almış, dışarıda yağan karın yavaşça yerle buluşmasını izliyordum. Zihnimde bir yığın düşünce var ama bir türlü sırasını bulamıyordum. Gençken, hepimiz hayatın içinden bir şekilde bir şeyler öğreniyoruz, değil mi? Kimilerine sabır, kimilerine cesaret, kimilerine de basitçe hayatı sevme gücü veriyor. O an, düşündüm, acaba kimlere GBT yapılamaz? Kimlerin hayatında bu türden bir sorgulama bile olamaz? Kimlere, ne olursa olsun, kimse dokunamaz?
GBT: Gerçekten Adil mi?
Gençliğimdeki pek çok insan gibi, kimlik bilgilerimin internette bir yerde bulunmasını ve bir otorite tarafından kayda alınmasını pek de doğru bulmuyordum. Ancak ne zaman ki hayatımda yanlışlıkla, bazen de istemeden yolda bir yanlış adım atsam, hayatın bana bu kuralları dayatmasını biraz daha sorgulamaya başladım. Hepimizin içinde bir potansiyel var, ancak bu potansiyelini yaşamaya başlayan bazı insanlar, bilmedikleri sebeplerden ötürü ‘sistemin’ gözünden düşer. Ne yazık ki, toplumun her bireyi, doğduğu günden itibaren bir şekilde GBT’ye girmemek için savaşıyor. Ben de bir zamanlar çok kaygılandım bu konuda, nasıl biri olduğumu sorguladım.
Fakat bir şey var; GBT’ye kimlerin giremeyeceğini en iyi, başkalarının gözünden anlayabiliyorsunuz. Bir insanın kimseyi incitmediği, sadece doğru bildiğini yaşadığı bir hayatta neyi hak ettiğini anlamak bazen oldukça zorlaşıyor. Ama yaşadığım birkaç küçük olay, bana çok şey öğretti.
Bir Arkadaşımın Hikayesi
Bir arkadaşım vardı. Adı Murat. Gözleri hep ışıl ışıldı, sanki dünyada en güzel şeyin hayatta olmak olduğunu bilirmiş gibi yaşıyordu. Bir gün, ofisten çıkarken birlikte çay içmeye gittik. Kahve içmek gibi bir alışkanlığım vardı ama Murat’ın en sevdiği şey çaydı. Birlikte her şeyin derinliklerine inmeye başladık. O gün bana hayatın ne kadar kısa olduğunu, insanların aslında birbirine ne kadar yabancı olduğunu anlatıyordu. İşte o gün, Murat’a dokunmak, ona bir şekilde “ne yaptığını” sormak istemiştim.
Bir sabah, cep telefonumda bir mesaj gördüm: “Murat GBT’ye girdi!” Bir yanda şaşkınlık, diğer yanda büyük bir hayal kırıklığı… O kadar dürüst, o kadar saf bir insandı ki… GBT’sinin neden yapıldığına dair bir fikri yoktu. Sadece basitçe bir olayın peşinden sürüklendi, sadece kayboldu. “Gerçekten buna mı ihtiyacımız vardı?” diye düşündüm. O kadar masum ve saf bir şekilde yaşamak, hayatta doğru bir şeyler yapmak bile, bazen “sistemi” korkutabiliyor.
Kimlere GBT Yapılamaz?
Şimdi, şunu sormak istiyorum: kimlere GBT yapılmaz? Herkesin insan olduğu, kimsenin düşüşe geçmeyeceği, birinin ruhunu ya da içini sorgulamadan adil bir karar verileceği dünyalar var mı? Kimse bilmez. Murat’ın başına gelenlerin ardından, bu soruyu her zaman soruyorum: Kimler, gerçekten sadece insan oldukları için GBT’ye tabii tutulamaz? Bu soruya her cevap verebilecek kadar cesur olamayabiliyorum. Çünkü GBT, toplumu, bazen de bireylerin hayatını şekillendiren o keskin çizgi, değil mi? İnsanların hatalarından ya da geçmişinden ders almadan onları bir etiketle yaftalamak… Acı veriyor.
Murat, o masum haliyle gerçekten kimseye zarar vermedi. Hayatı onunkisi gibi yaşamak isteyene, yolunu kaybetmiş birini, en azından bir kez daha düşünebilir miyiz? Bazen, sırf kendi işini düzgün yapan birinin hayatını karartmamak gerekmez mi?
Umut ve Sonuç
Sonunda, “Kimlere GBT yapılamaz?” sorusuna bir cevap buldum: Kendini kaybolmuş, dünyada sıradan ama doğru bir yol izlemeye çalışanlara GBT yapılmamalı. Bazen insanlar o kadar temiz duygularla yaşar ki, sistem onları dışlar. Onların kaybolmasına, etiketlenmesine izin veririz. Ancak, Murat’ın bu olayın ardından tekrar hayatını kurabilmesi, bana bir şey öğretti. İnsanlar, belki de gerçek adaletin en büyük biçimini her zaman, en temiz halleriyle yaşamakta bulur.
Hayatımı bu noktada yeniden sorgularken, tek bir şeyin çok daha önemli olduğunu fark ettim. Adalet, en çok içimizde başlar. GBT’nin bize sunduğu kayıpları değil, en derin umutları görmek gerek. Gerçekten kimseye, yaşamayı seçen kimseye adaletsizce bir “etiket” yapıştırılmamalı. Bu dünyada kimseye yanlış bir etiket vurulamaz, en azından ben buna inanıyorum.