Siyam Kaç TL? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
Sokakta, toplu taşımada, kafelerde, işyerlerinde duyduğumuz o kadar çok konuşma var ki; bazen birine kulak misafiri olduğumuzda, sanki her şeyin bir fiyatı varmış gibi hissediyoruz. Fiyatlar, pek çok konuda olduğu gibi, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle ilgili de derin izler bırakıyor. “Siyam kaç TL?” sorusu belki de bu konuda düşünmemizi sağlayan bir örnek haline geliyor. Bu yazıda, “Siyam kaç TL?” sorusunun toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik üzerindeki etkilerini, sokakta ve günlük hayatımızda gözlemlediğim örneklerle tartışacağım.
Siyam Kaç TL? Sosyal Medyanın Gücü ve Toplumsal Cinsiyet
Son yıllarda, sosyal medyanın etkisiyle, pek çok tartışma kamuoyunun gündemine geliyor. Bir gün, Twitter’da hızla yayılan “Siyam kaç TL?” sorusu, kısa sürede hem sosyal medyada hem de sokakta dilden dile dolaşmaya başladı. Ancak bu soruyu sadece bir fiyat araştırması olarak görmek, meseleye ne kadar yüzeysel yaklaşıldığını gösteriyor.
Siyam, bir kedi türü olmasına rağmen, günlük hayatımızda toplumsal cinsiyet normlarını ve bunun nasıl bir değer biçmeye dönüştüğünü simgeliyor. İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşıyor olmak, her gün farklı sınıflardan, cinsiyetlerden ve yaşam tarzlarından insanlarla etkileşim kurmamı sağlıyor. İki gün önce bir kafede, yanımda oturan genç bir kadın, telefonundaki ilanı göstererek, “Siyam kaç TL?” diye sordu. O an, sadece bir kedinin fiyatı konuşuluyormuş gibi görünse de, altında yatan sorular bambaşka.
Kadın, iş yerinde cinsiyetçi bir dil ve davranışla karşılaştığı için duygusal olarak baskı altında hissediyordu. Bu soru, aslında, onun toplumun belirlediği normlar, ‘kadın’ olmanın ve yaşamaya değer bir insan olmanın ne kadar pahalı olduğuna dair bir yansıma gibiydi. Birinin kedi alması, onu sadece sevimliliğiyle, bir başka kişinin ise yerleşik toplumsal cinsiyet rollerine uyan bir şekilde sınıflandırmasıyla ne kadar benzerdi?
Çeşitliliğin Fiyatı
Çeşitliliğin ve çok kültürlülüğün olduğu bir şehirde yaşamak, insanın hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürekli farklılıklarla yüzleşmesini sağlıyor. Özellikle son zamanlarda sokaklarda gördüğüm toplumsal dinamikler, çeşitliliğin bazen bir ürün gibi pazarlanıp, bazen de dışlandığını gösteriyor.
Geçenlerde, bir toplu taşıma aracında, “Siyam kaç TL?” sorusunun, kadınlar ve LGBTİ+ bireyler için ne kadar farklı anlamlar taşıdığını gözlemledim. Bir grup genç, toplumsal normlardan bağımsız şekilde kendini ifade ederken, yanlarında oturanlar onları farklılaştıran, ayırt edici bir şekilde izliyorlardı. “Siyam kaç TL?” sorusunun bu gruplar için anlamı, bir şekilde ait olma, onaylanma ve değerli hissetme arzusuna bağlanıyordu. Toplumda farklı gruplara uygulanan davranış biçimleri, bu gibi sorularda gizli olarak yankı buluyor.
Bir gün arkadaşım, çocukluk arkadaşlarıyla buluşmak için gittiği bir kafede, garsona “Siyam kaç TL?” diye sormuştu. Garsonun cevabını hepimiz duyduk: “Burası kedi satışı yapan bir yer değil.” O an hepimiz gülümsedik, ancak içinde bulunduğumuz toplumsal yapıda, bazı bireyler bu sorunun ‘yüzeysel’ bir anlam taşıdığını düşünse de, birçok insan için bu tür bir sorunun doğrudan toplumsal ayrımcılıkla ilişkisi vardı. Kendini kabul ettirme çabası, bazen çok farklı şekillerde kendini gösteriyor. Toplumun kıyısında kalan gruplar, yaşamlarında ‘fiyat etiketleri’ taşıyorlar. Ancak bu fiyatlar, çoğunlukla azınlıkların ‘görünür’ olmasıyla belirleniyor.
Sosyal Adaletin Fiyatı
Sosyal adalet ve eşitlik, siyam kedileriyle ilişkili olan bu sorunun, aslında toplumsal yapının önemli bir parçası olduğunun farkına varmamı sağladı. Birçok zaman, fiyatlar sadece bir materyal değer değil, aynı zamanda insanların kimliklerini ve toplumsal değerlerini gösteren etiketlerdir. Örneğin, bir grup öğrencinin çalıştığı bir restoranda “Siyam kaç TL?” sorusunun çok ciddi bir şekilde tartışıldığını duydum. Fakat bu, sadece bir ürün fiyatı değil, aynı zamanda sistemin dışında bırakılmış ya da sınıflandırılmış bir grubun kendini ifade etme biçimiydi. Yani, bu soruyu sormak, aslında o grubun adalet arayışına dair bir yansıma gibiydi.
Sosyal adalet mücadelesiyle ilgili sorular, hayatın her anında, özellikle sokakta, işyerlerinde ve toplu taşımalarda kendini gösteriyor. Kadınların, LGBTİ+ bireylerin, yoksul kesimlerin ve göçmenlerin, toplumsal normlara uymadığı için dışlanmalarını anlamak, sadece teorik bir mesele değil, günlük yaşamın tam içinde yer alan bir gerçektir. “Siyam kaç TL?” sorusunun, fiyat etiketleri ve normlar arasında sıkışmış insanları ve grupları nasıl etkilediğini görmek, bu konuda hepimize daha duyarlı olmamız gerektiğini hatırlatıyor.
Sonuç
Siyam kaç TL? sorusu, sokaklarda, toplu taşımada ve iş yerlerinde sürekli duyduğumuz, aslında toplumsal yapıyı şekillendiren ve bazen de belirli grupların değersizleştirilmesine neden olan bir ifade haline geliyor. Bu basit bir soru gibi görünebilir, ancak içinde toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletin derin izlerini barındırıyor. Her birey, toplumsal normlardan bağımsız olarak değerini belirleme hakkına sahip olmalıdır. Bizler, bu tür sorgulamalara daha duyarlı yaklaşarak, sosyal adaletin sağlanmasına katkıda bulunabiliriz.